|
Türkiye'nin parası çoğu zaman değişti. Enflasyon dediler, devalüasyon dediler, paramıza çok gömlek değiştirdiler. Ankara'-dakiler, hiçbir ekonomik sıkıntıya girmiyorlar. Anadolu'da halkın sesi çıkmıyor, izlenen politika; padişahım çok yaşa! Ezikliğinin korkusu içinde Önce para durumunu; Mahmut TEK'ER'in anılarından okuyalım.
05/06/2010 - 10:20
Türkiye'nin parası çoğu zaman değişti. Enflasyon dediler, devalüasyon dediler, paramıza çok gömlek değiştirdiler. Ankara'dakiler, hiçbir ekonomik sıkıntıya girmiyorlar.
Anadolu'da halkın sesi çıkmıyor, izlenen politika; padişahım çok yaşa! Ezikliğinin korkusu içinde…
Önce para durumunu; Mahmut TEK'ER'in anılarından okuyalım.
İlk Banknot
İlk banknot 1914' lerde çıktı. Daha önce bir süre sonrada nikel, gümüş, altından ibaretti. Bir banknot bir lira değerinde idi. Bir süre sonrada bir altın lira beş lira oldu. Nikel para o zamanlar peş para idi. Mecidiye, yeni yirmi kuruşluklar vardı. Önce beş paraya, sonraları on paraya bir ekmek alınmaya başlandı.
Bir kahve içilebiliyordu.
Bir evin aylık masrafı, bir mecidiye idi. Kahveler ekseriya veresiye içilirdi. Çay esasen yoktu. Kahvelerde uzun değnekler ucuna takılan tebeşirle duvarlara çizik yapılır, pazar akşamı oldu mu kahveci “çeteleleri silelim” diye bağırır, ceplerden keseler çıkar, paralar ödenip çeteleler silinirdi.
O devirde çarşıdan ekmek almak lüks sayılırdı. Herkes bir yıllık zahireyi toplar, saklar kuruturdu.
Herkes bir senelik zahireyi yıkanır, kilimlere sererek kurutur, temizlenir, değirmenlere götürerek ekmek için un yapılırdı. Ekseri, evde iskefe ekmeği yapılırdı.
O dönemlerde, otomobil, tren, uçak yoktu. Hicaza gidenler, Samsun'a giderler, Samsun'dan İstanbul'a vapurla, oradan da Hicaz'a yine vapurla ulaşırlardı. Samsun’a ulaşım at arabaları ile yapılırdı. Haberleşme araçları da mektup ve telgraf idi.
Nakliyat arabaları, mekkâre katırları, yük hayvanları ile eşeklerle, develerle yapılırdı.
Ben evimize deve ile odun geldiğini iyi bilirim. Özyörük Köyü’nün adı Deveciler’di. Birinci Dünya Harbi sırasında iki çift el arabası, 10 eşek alarak askeri nakliyatta çalışanlar askerlikten tecil olurlardı.
Vezirköprü'den Havza’ya gitmek bile sorun olurdu. Bir gün önceden yol azıkları hazırlanır, ertesi gün sabah erkenden yaylı at arabası ile yola çıkar, öğlene Köprübaşı’na varırlar, orada yemekler yenir, tekrar yola çıkılırdı. Bir arıza olmasa 6 saatte Havza'ya varılırdı.
Üç günde Samsun'a ulaşılırdı. Bir gün Havza, ikinci gün Çakallı, üçüncü gün Samsun'a ulaşılırdı.
En uzak doğu illerinden bile alışveriş için Samsun'a gelinirdi. Akşamları Çakallı’nın hanları dolardı. Yollar mekkâre katırları, develer, at arabaları ile dolardı. Samsun'a gidip gelmek onbeş gün sürerdi. |